Dünün başarılı modeli Doç.Dr Ebru Güzel ve Akademisyen Meslektaşı Funda Şensoy ile Röportajımız

1
374

Ebru hanım bize kendinizden, iş deneyimlerinizden, Mankenlikten Akademisyenliğe geçişinizden kısaca bahseder misiniz? Hayat Felsefeniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

 Doç. Dr. EBRU GÜZEL:    Hayatımızdaki hiçbir şey sonsuza kadar bizim değil, ne yollar ne de insanlar… Yaşamda ilerlerken bazen mecburi sebeplerle, bazen de hislerimizle o anki yolun ya da seçimimizin sonuna geldiğini hissederiz. Benim avantajım bir makinist mantığıyla makas değiştirmeden önce seçim yapmam gerektiğini duyumsamak oldu. Hepsi bu! Modellik şahane bir meslek, ama süresi ve dönemi olan. Prof. Dr. Mehmet Z. Sungur benim danışman hocamdır; “sen o ayrıma gelmeden treni bambaşka bir yöne sürdün; bu bir modelin yaşam şablonuna uymayan bir davranış” demişti. Öyle oldu çünkü yaşadıklarımı anlama ihtiyacı içindeydim ve antropoloji bana harika bir çözümleme pratiği sundu. Sadece kariyer planlaması yapmadım; okurken bir yandan aldığım eğitimi yaşamıma yansıttım. Kültürel yapıları ve kadının toplumdaki rolünü incelediğimde, bireysel soru ve sorunlarımın aslında birer kültürel sorun olduğunun ayırdına vardım.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı ebru2-1024x682.jpg

  • Son zamanlarda yeni Projeniz “SIFIR ATIK PROJESİ” adı altında sizin adınızı duyar olduk. Bu proje ve ekip hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Doç.Dr. EBRU GÜZEL- Dünya hızla yaşlanıyor olmasının yanında kültürel, ekonomik, çevresel ve etik yönden de yozlaşmaya mazur kalıyor. Doğa ve kadın birlikteliğinin kutsallığı içinde kirlilik ve yozlaşmaya karşı kadınların rolü de oldukça önemli. Bu çerçevede gıda israfında Türkiye’nin ekolojik farkındalığa ulaşması projenin önemini ortaya koyuyor. Bu proje ile kaynaklarımızı akıllıca kullanabilmenin mümkün olduğu, kadının ailedeki taşıyıcı rolü ile birleştirerek toplumsal bir farkındalık oluşturulmaya çalışıyoruz.

Bu proje hayata geçtiğinde; kadınların zihinlerine “türetici” kavramı ekilecek ve 6R (Rethink \Refuse\ Reduce\ Re-use\ Repair\ Recycle – Yeniden Düşün\ Reddet\ Azalt\ Yeniden Kullan\ Onar\ Dönüştür)  prensibine dayanan farkındalık oluşacaktır. Sadece kadınlarda değil toplumda da ailede de alışveriş yaparken hem ekolojik hem de ekonomik davranış değişiklikleri oluşacak ve çocukların ekolojik yaşam farkındalığı ve sosyal sorumluluk bilinci kazanması sağlanacaktır.

Dr .Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY Ebru Hocam birkaç küçük ekleme yapabilir miyim? Ayrıca projede sağlıklı beslenme; sağlıklı yemek hazırlama, pişirme, saklama teknikleri ile ilgili pratik eğitimler, gıda atığını azaltmaya yönelik pratik bilgi ve davranış değişiklikleri, oluşan organik atıkları evde değerlendirme yöntemleri (kompost ve çapraz kullanım) ve gıda sürdürülebilirliği çerçevesinde Atık-Bayat-Artık (ABA) konularında farkındalıkların artması beklenmekte….

Doç.Dr. EBRU GÜZEL- Teşekkürler Funda Hocam, görüyorsunuz ne kadar canı tez Funda hocamızın.. Sırası gelmişken size ekibimizi tanıtayım.

Projemizin Yöneticileri Funda hocam ve benim, bizim yönetimimizde bizimle birlikte canla başla çalışan, genç arkadaşlarımız proje yürütücülerimiz var: Uzman Diyetisyen Ayşe Merve KOCA, Öğr. Gör. A. Murat GÜNAL, Yeliz ÇALIŞKAN ve Arzu ÇOBAN,

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı ebru4.jpg

  • Funda hocam bize kendinizi tanıtır mısınız?

Dr.Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm mezunuyum, Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığında Yüksek Lisans ve Doktora eğitimimi tamamladım.

Mesleğimin çok farklı alanlarında çalıştım, ilaç sektöründe Bölge Müdürlüğü – Satış ve Pazarlama Müdürlüğü görevlerinde bulundum. 1998 yılında ortağım ile birlikte Ankara’da “Reform Beslenme Eğitimi ve Danışmanlık Şirketi”mizi kurduk ve hem bireysel hem de kurumsal danışmanlıklar yaptım. Bu süre içinde yazılı ve sözlü basında yer alıp, TV ve Radyo programlarına katıldım.

2011 yılında Okan Üniversitesi bünyesinde akademisyen olarak göreve başladım, uzun yıllar hem akademisyen hem de yönetici olarak çalıştım. Şimdi Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde çalışma yaşamıma devam ediyorum.

1997 yılından beri Arkeoloji, Sanat Tarihi, Antropoloji ve Felsefe Eğitim Programlarına ve arkeolojik gezilere katılıyorum. Anadolu Kültür Varlıklarını Koruma Derneği(2004) ve Alacahöyük Kazısını Geliştirme Derneği(2010) Kurucu Üyesiyim. 2010 yılından beri Çorum Alacahöyük Arkeolojik Kazı Heyet Üyesiyim ve 2019 yılında da Urfa Harran Arkeolojik Kazı Heyet Üyeliğine seçildim. Beslenme Kültürü, Beslenme Arkeolojisi ve Beslenme Antropolojisi temel ilgi alanlarım. Bu alanlarda birçok araştırma, makale, kitap bölümü ve çalıştığım projelerim bulunmakta…..

  • Ebru hocamızla aynı ekipte olmak nasıl bir duygu?

Dr.Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY- Ebru hoca ile Okan Üniversitesi’nde de birlikte çalışmıştık, ama farklı fakülte ve farklı kampüslerdeydik. Fenerbahçe Üniversitesi bizi birbirimize çok yaklaştırdı. Önce birlikte bir arkeoloji programına ve gezisine katıldık, aynı odayı paylaştık. Tanıdıkça Ebru Hocanın enerjisinin bana çok uygun olduğunu gördüm. Kimi zaman konuşmadan anlaştığımızı da…. Ebru Hocam müthiş enerjisi olan, üretken, ekonomik- disiplinli yaşayan, paylaşımcı ve yerinde duramayan bir kişi… Her yeni güne başlarken kendime “-Bugünün mucizeleri neler olacak?” diye soruyorum. Çünkü sevgili hocam her gün beni şaşırtacak kadar güzel gelişmelerle, yeni haberlerle arıyor.. Çok keyifli ve verimli çalışıyoruz..

  • Ebru hocam, Funda hocayla çalışmak sizin için nasıl bir kazanım oldu?

Doç. Dr. EBRU GÜZEL- Funda Hocam ile aslında çok benziyoruz. Hem akademisyen hem pratik yaşamda becerilere sahip ve ekip ruhuna değer veren biri. Bizi zaten öğrencilerimiz yakınlaştırdı, onlara destek olma misyonuna sahipseniz yaşam da size güzel sürprizler hazırlıyor. Benim gibi o da hareket yanlısı, keza evren hareketi alkışlar düşünceyi değil.

  • SIFIR ATIK PROJESİ” projesinin yolculuğunu bize anlatır mısınız? Projenin amacı nedir? Hedef Kitleniz neresidir?

Dr.Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY- Yüksek Lisans öğrencim Ayşe Merve Koca benim danışmanlığımda tez konusu olarak sıfır atık konusunda çalışmak istedi. Tez yolcuğumuz sırasında Ebru hocanın yaşam duruşunun ve çalışma şeklinin bana, Ayşe’ye benzerliğini gördüğümde Ebru hocaya tezden söz ettim, hocam yaklaşımımızı ilgiyle karşıladı, katkılar verdi ve tezin bitiminden sonra birlikte bu yolculuğa çıktık. Hocam da Yeliz’i ve Arzu’yu bize kazandırdı.  Murat benim hem öğrencim hem de Okan Üniversitesinden çalışma arkadaşım.. Ekibimizin enerjisi yüksek, kişiler uyumlu ve hepimiz bu yolda umutlu ve kararlıyız.

Doç. Dr. EBRU GÜZEL- Projemizin amacı: Gıda sürdürülebilirliği bilincini öncelikle kadınlarla oluşturmak, belediye ve üniversitelerin işbirliği sonucu topluma yaymak, toplum, doğa ve besin zincirini sıfır atık prensibi çerçevesinde oluşturmak, Dünyanın kaynaklarının giderek azalması ve artan endişeye karşı, var olan gıdalardan maksimum fayda sağlama tekniklerini yaygınlaştırmak, yaşanabilir bir dünya amacı ile ekolojik duyarlılığın bir an önce bir kampanyaya dönüşerek yaygınlaşmasını sağlamak.

Bu amaçla geleneksel gıda değerlendirme yöntemlerini gündeme taşımak ve özellikle sosyal medyanın bütün imkanlarını kullanarak yeni nesilleri bu tekniklere yöneltmek.

  • Bu projenin Çengelköy Pazarında başlatıldığını biliyorum. Bundan sonraki çalışma yerleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Dr. Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY- Projenin başlangıcı aslında çok eskilerde, geçmişimizde. Bizler hepimiz farkında olmadan bu duyarlılıkla büyümüşüz. Örneğin bizim evimizde atık olmaz, artık olmaz, bayat atılmazdı. Rahmetli annem hep değerlendirir, yeniler, farklı yemekler yaratırdı. İnsan bu farkındalıkla büyüyünce de ister istemez bu alışkanlık yaşamı oluyor. Bir beslenmeci, bir halk sağlıkçı olarak sürekli toplumu sürekli izlerim. Örneğin bazen restoranlarda yemek yiyen kişileri izler, ağızlarındaki lokmayı sayar, yemek hızlarını değerlendiririm. Mesleğim biraz da bunu gerektiriyor aslında… Pazar, market, sokak, restoran yiyeceğe, yemeğe dair her yer benim laboratuvarım.

Çoğunlukla kadınlar tarafından kullanılan semt pazarları ne yazık ki atık bakımından oldukça zengin yerler. Uzun yıllar boyunca sürekli gözlemlenen ve pazarcılarla yapılan görüşmelerle semt pazarlarında atıkların değerlendirilmediğini görüp ne yapılabilir sorusuna yanıt aramaya başladık. Pazarlarda kadınların tezgahlardan ürün seçiminde ucuz, taze ve güvenilirlik arayışı ne kadar doğruysa, satıcıların da güzel görünümle ürün satma istekleri de o kadar doğru. Bu karşılıklı güzel görünümlü ürün beklentisi tezgah altlarında biriken taze ama kirli görünümlü onlarca, yüzlerce yaprak, sap ve atılmış ürün demek. Bu ürünlerin toplanıp semt pazarlarında açılacak olan tezgahlarda atık gıdalardan yapılan yiyeceklerin sergilenmesi, lezzetli ve cep dostu bir menünün görsel olarak deneyimlenmesi ve tariflerin paylaşılması ile sadece tüketimi değil, kullanarak dönüştürmeyi benimseyen anlayışın aktarılması, atık yönetimi ve ekonomiye katkısı gibi “gıda sürdürebilirliği” konularında farkındalık yaratılacaktır.

Bu bilinçle ilk çalışmamızı Ebru hocam, Ayşe ve ben 31.Ocak’ta “Erenköy Semt Pazarı”nda gerçekleştirdik, topladığımız tezgah altı ürünlerle çok lezzetli, sağlıklı ve güzel görünümlü menü oluşturduk ve projenin yaşama geçmesi gerektiğine karar verdik. Bu çorbasından, ana yemeğine, tatlısına, turşusuna kadar kurulmuş ilk soframızdı.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı ebru6.jpg

Doç. Dr. Ebru GÜZEL- Pek çok belediye ile çalışmayı düşündük, düşünüyoruz da.. Ne yazık ki seçim öncesi çok zor bir döneme denk geldik. Yanıt alamadığımız ya da kapısını aralayamadığımız belediyeler varken daha ilk görüşmemizde, ilk kapsını çaldığımızda Üsküdar Belediyesi olumlu yanıt verdi ve onlarla çalışmaya başladık. Ürün toplamak için 7 Şubat’ta ben, Ayşe ve Yeliz “Bulgurlu Semt Pazarı”nda, 11.Şubat’ta Funda hocam, Ayşe, Yeliz ve ben “Fıstıkağacı Semt Pazarı’nda çalıştık. İlk halkın karşısına çıkışımız ise standımızda yemekler, reçeller, turşular, temizlik sirkeleri ve kompost yapımı ile 13.Şubat’ta “Çengelköy Semt Pazarı”nda oldu, hepimiz oradaydık. Bu etkinliğimiz TV ekranlarına da yansıdı. 15 Şubat 2019 tarihinde CNN Haber bülteninde yer aldık. 16.Şubat 2019 tarihinde ise Kanal 24’ü Funda hocamızın evinde ağırladık ve canlı yayınla gündüz haberlerinde, akşam da ana haber bülteninde konuk olduk. 25.Şubat 2019 tarihinde de Kanal D ana haberde yer aldık..

Dr. Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY-  26.Şubat 2019 tarihinde de “Küplüce Semt Pazarı”nda ürün toplamak için dolaştığımızda öyle güzel dönüşler aldık ki kelimeler yetmez anlatmaya.. Hem pazarcılar hem de halk tarafından tanınıyoruz.

“- Dün televizyondaydınız hocam sizi izledik.

“- Bunlar atıklardan yemek yapan hocalar değil mi?

“- Bakın hocam daha az atık çıkartıyoruz deyip bize tezgah altlarını gösterdiler….

  • Hedefinize ulaşmak için bu proje ile uğraşırken zorluk / zorluklarla karşılaştınız mı?

Doç. Dr. Ebru GÜZEL- Zorluk denemez ama “Çöpten yemek yapıyor” algısı işin sevimsiz yanı oldu, biz çöpten değil tezgah altı atıktan yemek yapılabileceğini göstermek istedik.

Projenin kış aylarına denk gelmiş olması ve soğuk havada, karda, yağmurda açık alanda çalıştık. Hem ürün toplarken hem de pazarda yemek yapıp stand açtığımız gün çok üşüdük diyebilirim. Üsküdar Belediyesinin büyük desteğini aldık, Sayın Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’e, Özel Kalem Müdürü Gülsüm Hasbal İsmaniloğlu’na, Başkan Danışmanı Sinan Demirez, reklam direktörü Nurdan Dağdalen ve özel kalem personeli Selim Bey’e bizimle çalışan tüm arkadaşlara, ayrıca mutfak çalışanlarına da teşekkür ediyoruz.

Dr. Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY- Projemizin her aşamasında Üniversitemizden büyük destek aldık. Zaten Rektörümüz Prof. Dr. Ali Rıza Büyükuslu Hocamız FBÜ’nün iş yaşamında projelerle önde olmasını arzu eden ileri görüşlü bir kişi, bizi hep destekledi, keza mesai arkadaşlarımız da bu konuda büyük destekler… Özellikle sevgili Erkan Turan Hocamıza da teşekkür etmemiz gerek. Medya konusunda bize, projemize büyük destek verdiler.

  • Bu projeyi farklı alanlarda da etkin hale getirmeyi düşünüyor musunuz?

Doç. Dr. Ebru GÜZEL- Devamlılığı asıl planladığımız büyük projemizin içinde olacak. Öncelikli olarak pazar atığı, bayat ve artık yemeklerden oluşan tarifler Sağlık Bilimleri Fakülteleri Beslenme ve Diyetetik Bölümleri “Beslenme Uygulama Laboratuvarlarında” öğrencilerle birlikte yapılacak. Çifte işlevi olan uygulamalı eğitim sonucunda gıda sürdürebilirliğine dikkatin de büyüyeceğini düşünüyoruz. Daha sonraki hedefimiz “Atık-Bayat-Artık” gıdalardan geliştirilen yemek tariflerinin “Eko-Kadın”lar ile birlikte hayata geçirilmesidir. Kadınlarda sıfır atık bilincinin geliştirilmesi ve daha çok kesimden kadına ulaşmak adına semt pazarlarında tezgahlar açılarak ağırlıklı olarak atık gıdalardan yapılan ürünler sergilenecektir. Semt pazarlarındaki tezgahlarda basit tarifler uygulanacak, tadımlar yapılacak ve kitapçıklar dağıtılacaktır.

  • Bu proje ile mutfak ile haşır neşir olduğunuzu görüyoruz. Proje haricinde, Yemek yapma ile aranız nasıldır?

Doç. Dr. Ebru GÜZEL – Açıkçası yaratıcı olan her alanda becerikli olmayı seviyorum. Yemek konusu da öyle, farklı, faydalı işler için en zor yemekleri yapmaya cesaret edebiliyorum. Son beş yıldır peynir altı suyundan turşu, sekersiz reçel, özel likörler deneyip çevreme hediye ediyorum. Mutfak ekonomisini ailemden öğrendim, babam bu konuda mühendis olduğu için sanırım çok iyidir. Canımın çektiği değil aklımın çektiğini almaya özen gösteriyorum. Örneğin kışın kapuska yapacaksam sert yerlerinden turşu, atıklardan da kedi maması pişiriyorum. Böylece sıfır atık oluyor. Yemek fazla gelecekse buzluğa ayırıyorum vs… Yaşam bir muhasebe işi, bir pirinç tanesi dahi lavaboya gitmesin diye çabaladığınızda size zenginlik olarak geri dönüyor.

  • En çok severek yaptığınız Yemek / Tatlı tarifini vermek ister misiniz?

Doç.Dr.Ebru GÜZEL – Yeni, pratik ve farklı olan her şeyi seviyorum. Yalnız şeker hiç sevmiyorum o yüzden benim tatlılarım kuru ya da taze meyvelerden oluyor. Kabak tatlısını fırında sıfır şekerle pişiriyorum, biraz da pekmez…

  • Funda hocam sizden de sağlıklı beslenme ile ilgili bir tarif alabilir miyiz?

Dr.Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY- Bu proje kapsamında perma kültür zengini olan ülkemizdeki geleneksel besin işleme yöntemlerinin yeniden trend olması ve israfın engellenmesini sağlamak amacıyla “Atık-Bayat-Artık” üçlemesi ile pratik tarifler geliştirdik ve var olan tarifleri de kullandık. Çengelköy Pazarı uygulamasında da görüldüğü üzere, zengin, lezzetli ve ekonomik tariflere olan ilgi projenin basit ama etki uyandıran yanını gözler önüne serdi.

Ben Karadenizliyim ve Giresun’un çok sevilen geleneksel “Dible” yemeğini bu projede sıklıkla kullandım. Dible karalahana, beyaz lahana, pırasa, mantar, yeşil fasulye, yöresel otlar(sakarca- mendek, ebegümeci, pezik vb), fasulye tuzlusu, fasulye turşusu, kiraz tuzlusu, taflan tuzlusu gibi pek çok taze, tuzlu ya da turşudan yapılmaktadır. Hamsi, sargan ya da palamut diblesi de yapılmaktadır. Diblenin temel malzemesi biraz önce saydıklarım, pirinç, kuru soğan, tereyağı / zeytinyağı ve tuzdur. İsteğe göre havuçta eklenebilir.

Ben bu projede beyaz lahana, kara lahana, karnabahar, brokolinin atılmış dış yapraklarını, pırasanın atılmış yeşil yapraklarını, maydanoz, dereotu, roka, tere ve kerevizin atılmış sap ve yapraklarını kullandım. Böylece tek bir aroma yerine karışık bir malzeme oluşturdum. İçine pirinç, havuç, kuru soğan, tuz ve zeytinyağı ekledim.

Geleneksel Dible Tarifi:

Malzeme: 1 bağ karalahana, 2 su bardağı pirinç, 2 çorba kaşığı tereyağı, 4 adet soğan, yarım kaşık tuz, 1 adet acı biber

Yapılışı: Yıkanmış karalahanalar çok ince kıyılır. Bir tencereye karalahana, bir kat pirinç ve doğranmış soğan konur. Üst kısmına lahana yerleştirilerek tuzlanır ve ağzı kapatılır. Sonra ateşe konur indirilmeden 5 dakika önce karıştırılır ve üzerine kızdırılmış yağda biber eklenir. Ağzı kapatılarak demlenmeye bırakılır. Sonra tekrar karıştırılarak servise hazırlanır.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı ebry5.jpg

Modifiye Dible Tarifi:

Sebze sap ve yaprakları, kuru soğan, havuç ince ince doğranır ve pirinç ile birlikte karıştırılıp düdüklü tencereye konulur. Pirinç ölçüsü kadar su eklenir. Son olarak yağ ve tuz eklenir ve düdüklü tencerede, hava çıkışını engellemeden 15 dakika pişirilir.

  • Yemek siteleri ile ilgileniyor musunuz?

Doç.Dr.Ebru GÜZEL –Farklı tarifler için her zaman… Kadınlara, feminen enerjinin gücüne hayranım. Ne şahaserler çıkarıyorlar, sizler kadar elim lezzetli olamaz. Komşum da öyle bu aralar Saint. Sebastian tatlısına taktı çok da becerikli ama şeker konusunda sürekli kavga halindeyiz. Kadınların biraz daha canlarının değil de akıllarının çektiği tariflere eğilmesi lazım. Dünyayı kadınlar taşıyor, biz sıfır atık konusunda ne kadar çok paylaşım yaparsak ve tariflerimiz ona uygun olursa gelecek olan zor koşullara da önlem almış oluruz. 

Dr.Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY-  Olabildiğince, yettiğimce evet. Beslenme kültürü çalışan bir hoca olarak izlemiyor olmam sanırım kabul edilemez. Özellikle yemek kültürü üzerine yol alan yemek sitelerini izliyorum. Yöresel mutfak çalışan, birbirinin kopyası olmayan özgün siteler sıkı takibim altında…

Doç.Dr.Ebru GÜZEL –Bir kere büyük bir emek ve özveri var onu görebiliyorum çünkü çok düzenli. Diğer sitelerden farkı da bu. Ayrıca kapağında sekersiz kabak tatlısı tarifi vardı cansınız can!  Daha ne diyebilirim ki beni kalbimden vurdunuz.

Dr.Öğretim Üyesi FUNDA ŞENSOY-  lezzettramvayi.com’u web sayfanızdan izliyorum. Paylaşımlarınız güzel. Özellikle kızınızın dünyaya gelişi ile yeni bir rota çizmiş ve kendinize bir misyon vermişsiniz. Annenizden öğrendiklerinizi kızınıza bir sonraki nesile aktarma isteğinizin beni çok etkilediğini de söylemek isterim.

Öğrencilerime de hep söylerim, “-İnternette bulduğunuz tarifler sizin büyüdüğünüz, alıştığınız, damak tadınız olan tarifler olmayabilir. Çünkü o tarif bir başka birikimin aktarımı.. Annenizin anneannenizden getirdiği bilgiyi sizler de sizden sonrasına aktarın. İnsanoğlunun binlerce yıllık serüveninde eğer bu aktarım olmasaydı; bu kadar özel ve güzel bir mutfağa sahip olamazdık.” diyorum ve onlara her sene şu ödevi ya da görevi veriyorum. “- Büyük bir defteriniz olsun, her gün o deftere bir yemek tarifi yazın, büyüklerinizden, annenizden, anneannenizden, babaannenizden, halanızdan, teyzenizden, komşu teyzeden yazın.. Bir yıl sonunda kocaman bir yemek defteriniz olacaktır size ait, size özel”.

İnsan; sevdikleri onları hiç bırakmayacak, ölüp gitmeyeceklermiş gibi düşünüyor.. Ben annemin bizi çaresiz bırakıp gideceğini bilebilseydim onun sahip olduğu tüm bilgileri kaydetmek isterdim. Şimdilerde amacım özel bir yemek kitabı hazırlamak ve “Annemden öğrendiklerimle Ceren’e ve Kıvanç’a öğrettiklerim” olacak ana teması…

Lezzet Tramvayi   olarak ,    Doçent. Dr Ebru Güzel ve FBU Ögretim Üyesi Funda Şensoy’ a  bu değerli bilgileri bizimle paylastıkları için çok teşekkür ederim.

LEZZET TRAMVAYI

Lezzete Yolculuk Lezzet Tramvayi ile başlar 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here