Dut Ağacı Yazarı Banu Özkan Tozluyurt ile röportajımız

0
11

  • Kendinizden kısaca  bahseder misiniz  ? Banu  Özkan Tozluyurt Kimdir  ?

 

İstanbul’da doğup büyüdüm. İnsanları, insanla ilgili, insana ait olan her şeyi çok seven ve yine insanla ilgili iş yapan bir okur  yazarım. İstanbul Üniversitesi mezunuyum. 22 yıldır şirketlere yönetim, satış, iletişim konularında eğitimler verip yönetim danışmanlığı yapmaktayım.

  • Sizi ilk blog yazarı olarak tanıdım. Blogunuz ve Blog yazarlığı hakkında düşüncelerinizi  bizimle paylaşabilir misiniz ? Blog yazarlığı size ne kazandırdı ?

Blog yazmaya 2005 yılında başladım. Ben yazmaya başladığımda buraları dutluktu diyecek kadar az kişiydik ilk başladığımda. Önceleri o zaman bir yaşında olan kızımla anılarımı, yaşadıklarımı yazarken onunla yaptığımız ilk seyahat bloğuma konu oldu. Dokuz aylık çocukla yaptığım yurtdışı seyahati çok ilgi gördü, okundu ve sonrasında da kızımla ya da onsuz sadece eşimle, arkadaşlarımla yaptığımız seyahatleri yazmaya başladım. Sonrasında da bloğum “yaşam” tarzına daha çok uydu, çünkü sosyal sorumluluk, kişisel gelişim, yaşam üzerine mesleki  ve yaşadığım konular hakkında yazmaya başladım.

Blog yazarlığı istikrar, araştırma, okuma gerektiriyor. Özellikle bir bilgi ya da veri paylaşıyorsanız çok titiz davranmak zorundasınız.

Blog yazmak, bana öncelikle yazma yeteneğimin gelişmesini sağladı. Daha iyi yazmak için daha çok okuma yapmamı sağladı. Kişisel gelişimim yanında, çok farklı insanlar tanımamı sağladı. Yüz yüze hiç görüşmesek bile çok iyi dostlarım oldu bu sayede. Yapılan yorumlardan çok şey öğreniyorum, birilerinin hayatına dokunmak, ya da farklı fikirler öğrenmek bana çok iyi geliyor.

  • İlk kitabınızı çıkarmayı nasıl ve ne zaman düşündünüz ?

İlk kitabım Kasım 2010 yılında çıktı. Hayat Çocukla Güzel.

Blog yazmaya başlayınca, kızım Duru ile yaptığımız aktiviteleri, gittiğimiz parkları, oynadığımız oyunları paylaşıyordum. O yıllarda şimdiye göre çok fazla seçenek yoktu, çocukla yapılabilecek. Kızımla yaşıt çocukları bulunan arkadaşlarım hep hafta sonu yapacakları aktiviteler için bana fikir sorardı. Ben de bloğumda paylaştığım bilgileri kitap haline getirmeye karar verdim ve fikir böyle oluştu. Hayat Çocukla Güzel bir “anlatı” türüdür ve benim ilk göz ağrımdır.

  • Kitap yazarlarında konuyu neye göre ve nasıl belirlediklerini hep merak etmişimdir. Siz kitaplarınızda konuyu   nasıl ve neye göre belirliyorsunuz ?

Benim öyle çok konu seçme durumum olmadı açıkçası. Romanım Dut Ağacı belki biraz daha seçimle olmuştur ama o da kafamda yarattığım bir kurgu aslında. Şu olsun, bu olsun diye seçmedim ama etrafımda yaşayan insanların rollerinden bazılarını seçmiş olabilirim isteyerek olmasa da. İmza Kızın, İmza Karın, İmza Ben ve Bi’ Arkadaşın Başına Gelmiş adlı kitaplar ise zaten bir derleme.

  • Kitap yazarken yazma  saatleriniz var mıdır ? yoksa  aklınıza geldiğinde not mu  alırsınız  ?

Ben  sabah saatleri yani 9-11 arası çok güzel yazıyorum. O saatler benim en verimli olduğum ve yaratıcılığımın çok fazla olduğu saatler. Aklıma gelen ya da beni o an etkileyen şeyleri de elbette not alıyorum.

  • Kitap yazarlarının genelde çok kitap okuduklarını düşünmüşümdür. En çok ne tür kitap okumayı seversiniz ? En son hangi kitabı okuyorsunuz ?

Roman vazgeçilmezim. Özellikle genç Türk yazarları okumayı tercih ediyorum bu ara. Biyografi ve polisiye de çok okuduğum tarzlardan. Şu anda Yaprak Öz’ün Sobe, Siyah, Orkide adlı kitabını okuyorum.

  • Sizce herkes kitap yazabilir mi ? Siz Kitap yazarken ne gibi zorluklarla  karşılaşıyorsunuz ?

Aslında bu yanıtı vermek haddimi aşar sonuçta ben de yeni yazar olmaya çalışan biriyim ama yazmak isteyen herkes yazabilir. Yazmalı da. Yazdıkça insan gelişiyor, öğreniyor. Çoğu insan herkes yazmasın diyor ama ben tam tersini düşünüyorum herkes yazsın, yazmaktan okumaktan güzel şey yok. Boş işler üretmektense yazmanın nesi kötü olabilir. Herkesin de bir alıcısı olacaktır. Siz kimi okuyup okumayacağınızı seçme özgürlüğüne sahipsiniz sonuçta.

En büyük  zorluk disiplin. Yazmak ilhamdan çok disiplin gerektiriyor çünkü.

  • Kitaplarınızda fazla satış olmasını neye bağlıyorsunuz ?

Yazı dilimin çok sade ve akıcı olduğu yorumunu çok alıyorum. Bir de insanlar samimi buldukları kişileri, onların görüşlerini, yazdıklarını merak ettiklerini düşünüyorum. Sosyal medyada kitaplarımı iyi tanıtıyorum, merak uyandırıyorum. Satışların çok olması ayrıca ağızdan ağıza iyi yayılmasının da bir göstergesi, referans yani.

  • Bir yazar olarak en çok beğendiğiniz yazarlar  hangileridir ?

Burada yazmakla bitmez ama Paul Auster, Margaret Atwood kitapları benim asla vazgeçemediklerim. Türk yazarlardan bu ara Yaprak Öz’e, Şebnem İşigüzel’e bayılıyorum. Ayfer Tunç, Hasan Ali Toptaş da severek okuduklarımdan.

  • Yazar olmasaydınız  hangi  mesleği seçerdiniz ?

Yazarlık mesleğim değil zaten,  yazar olduğumu söylemek de iddialı olur. Daha önümde çok fırın ekmek var ama yazmayı çok seviyorum ve ömrüm yettiğince  devam edeceğim. Mesleğim Yönetim Danışmanlığı ve çok da memnunum.

  • Boş vakitlerinizde neler yapmaktan zevk alırsınız? Spor ile ilgileniyor musunuz ?

Taş boyamak, mandala, örgü örmek evde yaptığım uğraşlardan. Seyahat vazgeçilmezim. Sinema bayılırım, müzikle aram hiç yok. Kitap zaten olmazsa olmazım. Haftada 4 gün Pilates yapıyorum, yürüyorum. Kışın kızımla kayak yapmak en büyük zevkim.

  • Çocukluğunuzda ve gençlik yıllarınızda yemek ile aranız nasıldı?

4,5 yaşında evde tek başına kek yapan birine bunu sormayacaktınız. Yemek yapmak hayatımın  vazgeçilmezi. Çok ciddiyim  ki ,4,5 yaşında kek yapmışım ve annem eve geldiğinde şok olmuş, ben hiç hatırlamıyorum. İki kardeşim olduğu için ve annem de çalıştığından yemek yapmakla çok küçük yaşta tanıştım ve çok da sevdim. Evlenene kadar evin tüm öğünleri benden sorulurdu. Şöyle ki ben evlenip evden ayrıldığımda annem çok zorlandı, herkesin tersine; çünkü o zamana kadar tüm yemeği ben pişirirdim. Hatta arayıp benden tarif aldığı olurdu.

  • Yemek yapmaktan zevk alır mısınız ? Eğer zevk alıyorsanız bizler ile sağlıklı beslenme ile ilgili bir tarif  paylaşır mısınız ?

Çok hem de çok keyif alırım. Çok fazla tarif var ama şu an çok pratik bir cips tarifi vereyim size.  Çok sağlıklı Kale diye bir ot var. Otu yıkıyorsunuz ve yapraklarını kurutup, zeytinyağı ve tuz ile karıştırıp sıcak fırına veriyorsunuz. Kızarana kadar pişirip çıtır çıtır yiyorsunuz, isterseniz yanına yoğurtlu dip sos da yapabilirsiniz. Çok mu kolay oldu bu tarif?

  • Yemek siteleri ile ilgileniyor musunuz ? Lezzet Tramvayı sitenizi  nasıl buluyorsunuz ?

Bir süredir yurtdışında yaşadığımdan özellikle bu dönem yemek sitelerine çok bakar oldum. Türkiye’de dışarıda yemeğe alışıp burada bulamadığım yemeklerin tarifleri için için ve yeni tarifler için yemek siteleri ile ilgileniyorum.  Lezzet Tramvayı da basit anlatımı, kolay bulunabilen malzemelerle yapılan seçenekler sunduğu için tercih ettiğim sitelerden.

  • Kitap yazmak isteyen kişilere tavsiye edebileceğiniz  öneriler nelerdir ?

Bol bol gözlem yapsınlar. Etraflarını inceleyip, insanları gözlemlesinler. Bir kafede, mağazada parkta insan konuşmalarına kulak misafiri olsunlar. O insanlar hakkında hikayeler  yazsınlar. Tabii bol bol okuduktan sonra disiplinli, her gün belli bir limit koyup yazsınlar.

  • Son olarak ileri dönem  projeleriniz  ve hedefleriniz hakkında  bilgi alabilir miyiz ?

2019 için yeni bir kitap diyelim…

Verdiğiniz bu değerli bilgiler  için teşekkürler

 

                LEZZET TRAMVAYI

                                        Lezzete Giden Yol  Lezzet Tramvayı İle Başlar 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

onbeş − on =